Migren Hastalığı

İnsanlık tarihinde mevcut olan sağlık sorunlarının başında gelmektedir. İlk yazılı bilgilere 1. yüzyılda Arreteusun kitabında rastlanmıştır. Ama gerçek tanımı II yüzyılda hemikrania adını kullanan Galen tarafından yapılmıştır. X yüzyılda İbn-i Sina baş ağrıları ile ilgili çalışmaları ve tanımları XIX yüzyıldan itibaren migren ile alakalı nörofizyolojık ve farmakolojik calışmalar oldukça hız kazanmıştır.
Migren prevalalansı değişkendir %1-18 arasındadır. Özellikle beyaz ırkta yüksek oranda asya kökenlilerde ise düşük oranda görüldüğü gözlenmıştır. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülür.Ataklar genellikle doğurganlık çağında artış gösterir.
Migren tanısı öykü ve nörolojik muayene ile konulur. Migren atağı ağrının başlamasından saatler ya da günler öncesinde bulgu verebilir. Çeşitli kişilik değşiklikleri ,uyuma isteği ,tatlı yeme isteği, bağırsak sorunları gıbı bulgular olabilir. Hastaların %10-15 inde ağrı öncesi aura denen görsel bozukluklar, tek taraflı kuvvetsizlik, konuşma bozuklukları yada tek taraflı uyuşma gibi bulgular olabilir. Ağrı bazen enseden başlayabilir. Genellikle tek taraflıdır.Bazen zonklayıcı bazen basınç hissi halinde olur.Kusma, ses ve ışığın rahatsız etmesi, iştahsızlık, baş hareketleri ve ağrı artışı görülen bulgulardır.
Ağrı atağı geçtikten sonra hasta rahatlama hissi duyar iştah artabilir.
Migreni tetikleyen faktörler stres, açlık, uyku düzen değişmesi, adet dönemi ,bazı yiyecekler (çikolata ,kola mayalı gıdalar,fazla cay ya da kahve vs) fermente içkilerdir. Tetikleyici faktörler kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir.
Migren tedavisi hastanın ağrılarının gelmesini engelleyen proflaktık tedavi ile atak tedavisi olarak ikiye ayrılır.Profılaktık tedavide 6 ay veya daha uzun bir süre hastaya düzenli ilaç verilir.Atak tedavisinin esası ise hastanın atağını en kısa zamanda geçirmektir.

Dr. Gülmisal Erdoğan