Hipertansiyon

Hipertansiyon nedir?
Tansiyon ( kan basıncı); kanın damarlarda dolaşırken damar duvarlarına uyguladığı basınçtır ve bu basınç kalp ilk kasılıp kalpten çıkan ve tüm vücuda kanı dağıtan aort damarına gönderdiğinde oluşan basınç ( büyük tansiyon) ve kalp gevşediğinde, kanla dolduğu sırada damar duvarında oluşan basınçdan ( küçük tansiyon)  oluşur. Normalde, ilerleyen yaşla artmakla beraber normal kan basıncı 120/80 mmhg’dır. Bu değerlerin  140/90 mmhg’ dan fazla olması yüksek tansiyon ( hipertansiyon) olarak tanımlanır.
Kimlerde daha sık görülür?
Hipertansiyon hemen hemen her yaşta görülebilmekle beraber 50 yaşından sonra hem erkeklerin hem de  kadınların yaklaşık yarısında görülür.   Sigara içenlerde, fazla kilolu olanlarda, hareketsiz yaşam tarzını benimseyenlerde, kontrolsüz diyabetiklerde ve tuzla arası iyi olanlarda (yani tuz kısıtlaması yapmayıpta günde 5 gr’ dan fazla tuz kullananlarda) ) hipertansiyon hem daha erken yaşlarda hem de  daha sık görülür.
Belirtileri nelerdir?
Yüksek tansiyon genellikle hiç belirti vermeden yıllar boyu sürer ve belirti verdiğinde ise ; kalp damarlarında ( kalp krizi), kalp kasında ( kalp yetmezliği) , beyin damarlarında ( inme) ya da  böbreklerde ( diyaliz olanların bir çoğunda sebep yıllarca devam eden, farkedilmeyen dolayısıyla da tedavi edilmeyen hipertansiyondur) kalıcı hasar vermiş demektir. Yani tedavi edilmesi için artık çok geç olabilir. Bu yüzden en azından 30 yaşından sonra, hiçbir şikayetleri olmasa bile, kişilerin tansiyon değerleri hakkında bilgi sahibi olmaları erken tanı ve tedavi için çok önemlidir.
Yanlış bilinen bir durum ise yüksek tansiyon ile başağrısı arasında ilişki olduğudur. Genellikle tansiyonu yüksek olup da şikayeti olmayanlar (ki bu hastalar benim hiç şikayetim yok, başım bile ağrımıyor derler) hipertansiyonu önemsemezler, tedaviyi düzenli uygulamazlar. Tedaviyi kabullendikleri zaman ise çok geç olabilir.
Hipertansiyonun sebepleri nelerdir?
%90 kişide hipertansiyonun sebebi yoktur ( esansiyel hipertansiyon). Genetik ya da  yukarda saydığım risk faktörleridir hipertansiyonun sebebi. Geriye kalan %10 kişide ise yüksek tansiyona sebep olabilecek bir diğer hastalık vardır ( böbrek yetmezliği, böbrek atardamarlarında daralma, cushing sendromu, böbrek üstü bezi  adenomu gibi….)
Hipertansiyonda tanı nasıl konulur?
Erişkinlerin kan basınçları optimal, normal, yüksek-normal ve hipertansiyon olarak dört dereceye ayrılır.  Buna göre optimal kan basıncı 120/80 mmHg ve normal kan basıncı da 135/85 mmHg değerinden düşüktür. Kan basıncı düzeyi 130-139/85-89 mmHg olduğunda yüksek-normal, bunun üzerindeki değerler de hipertansiyon olarak kabul edilir.
24 saatlik tansiyon holter ne zaman gerekir?
Her hasta için gerekli olmasada yararlı olduğu durumlar vardır: farklı yerlerde ve zamanlarda  yapılan ölçümler arasında büyük farklar varsa veya  tedavinin fazla geldiği ve kan basıncının çok düştüğünden şüphe ediliyorsa bu yöntemin kullanılmasında yarar vardır. Özellikle beyaz gömlek hipertansiyonu tanısında kullanılır.
Beyaz gömlek tansiyonu nedir?
Beyaz gömlek  hipertansiyonu klinik   yada hastanede ölçülen kan basıncının yüksek düzeylerde olmasına karşın, günün diğer saatlerinde evde veya klinik dışında ölçülen kan basıncının normal bulunması halidir  ve  ülkemizde kadınlarda %23, erkeklerde %12 sıklığındadır. Doktor kontrolünde tansiyonu yüksek olan ve hipertansiyona bağlı uç organ hasarı olmayan kişilerde düşünülmelidir ve tanı 24 saatlik tansiyon holter ile ya da doğru yapılan ev ölçümleri ile doğrulanmalıdır.
Hipertansiyonda uç organ hasarında nelere bakılır ve her zaman değerlendirilir mi?
Hipertansiyonda uç organ hasarı tespiti,  hem kullanılacak ilaç tedavisini seçmede hem de tedavinin etkinliğini takip etmede önemlidir. Bu yüzden tüm hipertansiflerde bakılmalıdır. Bu amaçla hipertansiyondan  başlıca kalp ve böbrekler etkilenmiş mi diye bakılır. . Böbrek hasarı ; spot idrarda bakılan mikroalbüminüri varlığı ile ortaya konulur. Hipertansiyonun kalbe olumsuz etkisi başlıca kalp damar hastalığı ( ateroskleroz) olmakla beraber kalp kasında kalınlaşma ve kalbin esnekliğinde azalma yaparak kalp doluşunda  bozulma yapmasıdır. Bunun tanısıda ekokardiyografi (kardiyak ultrosonografi) ile konulur.
Hipertansiyon tedavisinden bahsedersek;
Hipertansiyon tedavi edilebilir hastalıktır. Yeterki varlığının farkına varılsın ve henüz organlara zarar vermeden, ki biz buna uç organ hasarı diyoruz, tedaviye başlansın. Bu amaçla kullandığımız birden fazla ilaç grubu var. İdrar sökücüler, damarlarda büzülmeyi önleyen anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri ve anjiyotensin resptör blokerleri, yine aynı amaçla kullanılan kalsiyum kanal blokerkerleri, beta bloker grubu ilaçlar en sık kullandığımız ilaçlardır ve her bir grup ilaç her hastanın eşlik eden özelliklerine ( hastanın yaşı, beraberinde  kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği ,diyabet , böbrek yetmezliği gibi) göre seçilir. Çoğu zamanda tansiyonun etkin kontrolü için birden fazla ilaç grubunun beraber kullanılması gerekir.
Tedavide önemli bir diğer konu hastaların ilaç tedavisi yanısıra sağlıklı hayat tarzı değişikliklerine uymaları  gerekliliğidir. Düzenli egzersiz (hergün , yarım saat tempolu yürüyüş),  kilo kontrolü,  tuz kısıtlaması,  sağlıklı beslenme, sigara kullanmamak  ( 24 saatlik tansiyon holter takılanlarda sigara içilen zamanlarda kan basıncı değerlerinde ani yükselmeler belirgindir)  hem hipertansiyon gelişimini engelleyebilir hem de kullanılan ilaç sayısını azaltır ve tedavi etkinliğini arttırır.
Bir grup hastada ise hipertansiyon yapan ikincil bir sebep (böbrek arterlerinde darlık, böbrek üstü bezi tümörü gibi) varsa bunun ortaya konulup sebebe yönelik tedavi uygulanması gerekir.

Doç. Dr. Tuba Bilsel