Bizi Takip Edin

Obezite (Yeme Bozuklukları)


Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde  hala en sık ölüm nedenlerinden biri kalp ve damar hastalıklarıdır. Obezite, kalp ve damar hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.Bunun  yanında hipertansiyon (yüksek kan basıncı), kan yağlarındaki anormallikler ve şeker hastalığı gibi diğer risk faktörleri, şişman kişilerde daha sık rastlanmaktadır. Bu risk faktörleri obeziteye tek tek de eşlik edebilmekte, birlikte de bulunabilmektedir. Obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kan yağlarındaki anormalliklerin birlikte bulunuşu metabolik sendrom olarak adlandırılmaktadır. Obezitenin risk faktörü olmasının ötesinde kalp damar sistemine olumsuz direkt etkileri de vardır. Obez kişilerde görülen tıkayıcı uyku apnesi ve solunum problemleri de kalp damar sistemini etkiler. Obezitenin görülme sıklığı 1980'li yıllardan başlayarak giderek artmış, adeta bir epidemi halini almıştır. Sağlık bakanlığı bildirilerine göre, ülkemizde obezite sıklığı erkeklerde % 20.5, kadınlarda % 41, toplamda % 30.3 tür.  Bu oranlar obezitenin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini göstermektedir. Bilimsel çalışmalar obezite ile ilişkili genlerin bulunduğunu kanıtlamıştır. Bu genler yağ dağılımının düzenlenmesini, metabolizma hızı, diyet ve egzersize cevabı, kişinin gıda tercihlerinikontrol eder. Yaş ve cinsiyet , eğitim düzeyi, bazı ilaçların kullanımı, alkol alışkanlığı, sık aralıklarla çok düşük kalorili diyetlerin uygulanması, üst üste yaşanan gebelikler kilo alımını etkilen faktörlerdir. Ancak obezitede yıllar içerisinde görülen kayda değer artış ve bir toplum sağlığı sorunu haline gelmesi büyük ölçüde yaşam tarzındaki değişim, hızlı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları ile hareket azlığına bağlıdır. Obez kişilerde  artan yağ dokusu, kalbin bir pompa olarak sulaması gereken doku miktarının artması anlamına gelir. Kalp, dokuların ihtiyacını karşılamak için belirli bir zamanda pompaladığı kan miktarını arttırır. Kalbin işi özellikle egzersiz sırası ve yemek sonrasında artar. Pompalanan kanın artışı zaman içerisinde kalbin genişlemesine ve duvarlarının kalınlaşmasına neden olur. Yıllar içerisinde kalbin kasılması da bozulur ve kalp yetersizliğine neden olur. Özellikle stres altında ve günlük işler sırasında nefes darlığı , çarpıntı gibi yakınmalar başlar. Ayak bileklerinde şişlikler olur. Obeziteye sıklıkla eşlik eden hastalıklardan olan hipertansiyon, şeker hastalığı ve koroner damar hastalığın bulunuşu, kalp yetersizliği gelişimini hızlandırır. Şişman hastalarda kalp dokusunun yağlanması , kalp dokusunun yağ dokusu ile yer değiştirmesine ve kalp kası hücreleri içerisinde yağ birikmesine neden olur. Bu da kalp kasının gücünü azaltır. 

Kalbin elektrik sistemi de etkilenerek yağ dokusu ile kuşatılır. Kalpte ileti sistemi bozuklukları ve ritimde yavaşlama, veya ritim bozukluklarına bağlı çarpıntılar görülebilir. Bu hastalarda en sık ölüm nedeni yaşamı tehdit eden ve ani oluşan ritim bozukluklarıdır. Geniş toplum katmanlarında yapılan ve uluslararası kabul gören bir çalışmada ( Framingham çalışması) obez kadın ve erkeklerde kalp kaynaklı ani ölüm 40 kat daha fazladır.
OBEZİTENİN TANIMI VE TANISI Enerji alımı ve harcanması arasındaki dengesizlik sonucu vücuttaki yağ kitlesinin yağsız vücut kitlesine oranla artmasına obezite denir. Obezitenin saptanmasında en çok kullanılan ve bilinen yöntem beden kitle indeksinin ( BKİ) hesaplanmasıdır. BKİ vücut ağırlığının ( kg ) kişinin boyunun karesine (m2) bölünmesi ile hesaplanır. Sizde Beden Kitle İndeksinizi internetten faydalanarak kolayca hesaplayabilirsiniz. Beden Kitle İndeksi 25 in altında olanlar normal, 25- 30 arasında olanlar hafif kilolu, 30 – 35 arasında olanlar obez, 35 – 40 arasınkiler ağır obez kabul edilirler. Obez kişiler kalp damar hastalıkları açısından orta , ağır obezler yüksek risklidir. Beden Kitle İndeksi 40 ın üzerinde olanlarda ise, kanser, kalp krizi, inme, solunum sorunlarının görülme sıklığı ve bu nedenlerle ani ölüm o kadar sık görülür ki bu kişiler morbid obez , yani ölümcül obez olarak sınıflandırılırlar . 

Beden Kitle Endeksi vücuttaki yağ fazlalığının iyi bir ölçütü olmakla birlikte yağ dağılımı hakkında tam bilgi vermez. Vücuttaki metabolik olarak aktif yağlar karın çevresindeki ve karın iç organlarının etrafında biriken yağlardır. Bu yağlar aktif olarak tümor oluşturan faktörler, östrojen, insüline benzer faktörler, yağ metabolizmasında etkin enzimler ve pıhtılaşmayı arttıran maddeler salgılar. Bu faktörlerden bir çoğu, damar sistemini olumsuz etkiliyerek damar sertlığini hızlandırır kalp krizi, inme ve kalp yetersizliğini hazırlar . Bu nedenle bel çevresi ölçümleri risk değerlendirmesinde önemlidir. Göbek hizasından ölçülen bel çevresi erkeklerde 94 , kadınlarda 80 cm in üzerinde ise, kişi kalp ve damar hastalıkları açısından riskli , erkeklerde 102, kadında 88 cm in üzerinde ise yüksek riskli kabul edilir. 
 OBESİTE VE  KORONER ARTER HASTALIĞI Koroner arterler kalpten tüm bedene kanı ileten en büyük damar olan aortadan kökünü alan milimetrik boyutlarda atar damarlardır. Kalp, kanı her pompalayışında bu atar damarlar aracılığı ile kendi dokusunu da besler. Koroner damarların duvarlarında damar sertliği ( ateroskleroz) plaklarının oluşması zaman içinde bu plakların damar içerisine doğru büyüyerek damar çapını daraltması koroner arter hastalığı olarak tanımlanır. . Damarın daralması özellikle kalbin oksijen ihtiyacının arttığı koşullarda ( egzersiz, heyecan, kan basıncı yükselmesi , ağır yemek sonrası vb ) kalbe yeteri kadar kan gitmemesine ve göğüs ağrısına neden olur. Bazen de stres altında bu damar sertliği plakları yırtılır. Yırtılan bölgeye pıhtılaşma elemanları yığılarak damarın tam tıkanmasına ve kalp krizine neden olur. Obezite koroner arter hastalığının bağımsız bir risk faktörüdür. Faramingham çalışmasında 28 – 62 yaş arasındaki hastalar 26 yıl boyunca izlenmiş, 50 yaş altındaki erkeklerin şişman hasta grubunda koroner arter hastalığı en zayıf olan gruba oranla 2 kat daha fazla görülmüştür. Aynı yaş grubundaki kadınlarda ise bu oran 2.4 bulunmuştur. Bu yıl içerisinde yayınlanan bır çalışmada 3200 kişi 18- 30 yıl süre ile izlenmiş; 2 -5 yılda bir şişmanlayıp şişmanlamadıkları ve ne kadar süre ile şişman kaldıkları kaydedilmiştir. Çalışmanın sonunda koroner damarlarda damar sertliğine ait kalsiyum toplanması ölçülmüştür.20 yıldan fazla obez kalanlarda yüzde 40 buna karşın hiç obez olmayanlarda yüzde 25 oranında koroner kalsiyum birikimi saptanmıştır. Bu çalışmanın istatistik değerlendirmesi sonucunda , yaşam süresince şişman kalınan her bir yılın sessiz ( belirti vermeyen ) damar sertliği gelişme riskini % 2- 4 arası arttırdığı sonucuna varılmıştır. Obezitenin bağımsız risk faktörü oluşunun yanında, obezite ile birlikte sıklıkla birlikte bulunan şeker intoleransı ve insülin direnci, kan yağları düzeylerindeki anormallikler ( dislipidemi ) ve hipertansiyon koronerlerde görülen damar sertliği gelişimine katkıda bulunur ve ilerlemesini hızlandırır. Eşlik eden bu risk faktörlerinin ortaya çıkışı ve ilerlemesi BKI deki artışla orantılı olarak artar. 

İNTERMED ANLAŞMALI KURUMLAR
Vulnerability Scanner